Kraliçe’yi Batıran Sır
Kraliçe’yi Batıran Sır
Londra'daki görkemli genel merkezinde İngiltere Kraliçesi'nin şahsi servetini yöneten, Napolyon savaşlarını bile finanse etmiş 233 yıllık bir dev… Ve ondan binlerce kilometre uzakta, Singapur’da küçük bir ofiste oturan 28 yaşında bir "trader".
95 Şubat’ında, bu iki ucun birleştiği noktada yaşananlar, finans dünyasının en sarsıcı hikâyelerinden birine dönüşmüştü.
88888 Numaralı "Halı Altı"
Nick Leeson, bankanın Singapur ofisinde vadeli işlemler pazarında fiyat dengesizliklerinden kâr elde etmeye çalışan (arbitraj) bir ekibin başındaydı. Başlangıçta her şey sıradan bir arka ofis hatasını düzeltmek, küçük bir evrak pürüzünü geçici olarak park etmek için açılan bir hesapla başladı: 88888 numaralı hesap.
Çin kültüründe şans getirdiğine inanılan "8" rakamıyla kodlanan bu gizli dosya, zamanla Leeson’ın ters giden tüm işlemlerini ve büyüyen zararlarını süpürdüğü bir "halı altına" dönüştü.
Zararı ilk anında kabul edip merkeze bildirmek yerine, o kaybı piyasadan "hemen geri alma" dürtüsü ağır bastı. (Daha önce işlediğimiz 'Loss Chasing' yani kaybın peşinden koşma psikolojisi tam da burada devreye girebiliyor).
Kapatılmayan her eksi bakiye yeni bir risk doğurdu; alınan her yeni risk ise Leeson’ı piyasanın o anki yönüne biraz daha mâhkum bıraktı.
Kobe Depremi
Ocak 1995’te Japonya’yı vuran trajik Kobe depremi Nikkei endeksini aşağı çektiğinde, Leeson’ın 88888 numaralı hesabında biriken devasa "yükseliş" pozisyonları da ağır bir yara aldı. Standart bir risk yönetiminde o saniye ekranların kapatılması ve zararın realize edilmesi beklenebilirdi.
Ancak insan zihni panik anlarında matematikten kopabiliyor. Bir Siyah Kuğu, yani öngörülemez bir felaket olan bu deprem, koca bir endeksi sarsarken; Leeson, fırtınayı kabullenmek yerine piyasanın yönüyle inatlaşmayı seçti.
Düşen piyasayı tek başına yukarı kaldırabileceği inancıyla, bankanın elindeki devasa nakit gücünü, Nikkei endeksinin tüm kontratlarını satın almaya yönlendirdi. Dev bir akıntıya karşı tek başına kürek çekmenin ve piyasaya direnmeye çalışmanın faturası çoğu zaman ağır olabiliyor, bu denemelerin sonucu da hüsran oldu ve tarihe bu şekilde geçti.
Sonuç; yaklaşık 1.4 milyar dolarlık bir buharlaşma, borçları karşılığında sembolik olarak 1 sterline satılan iki asırlık bir kurum ve kaçtığı havalimanında gözaltına alınan genç bir adam oldu.
Kendi Sınav Kağıdını Okuyan Öğrenci
Bu hikâyenin asıl şaşırtıcı tarafı, böylesi bir fırtınanın Londra’daki tecrübeli denetçiler tarafından aylarca nasıl fark edilemediği sorusunda gizli. Yanıt, kurumsal bir körlükte yatıyordu: Leeson, Singapur'da hem alım-satım işlemlerini yapan kişiydi hem de gün sonunda bu işlemlerin teyidini ve muhasebesini tutan departmanın (back office) başındaydı. Yani kendi girdiği sınavın kâğıdını kendisi okuyor, kendi notunu kendisi veriyordu.
Merkezdeki yönetim ise ekranda gördüğü o "büyüleyici kâr rakamlarının" cazibesine kapılmış, o rakamların arkasındaki risk mimarisini sorgulamayı ihmâl etmişti. Öyle ki, Leeson Singapur’dan "Müşterilerin teminat açığı var, acil fon lazım" diyerek art arda milyonlarca sterlin talep ettiğinde, Londra'daki yetkililer tek bir müşterinin dahi adını teyit etmeden kasanın kapağını açık tutmaya devam edebilmişti.
Barings Bank’in çöküşü, bize finansal piyasalardaki en pahalı kelimenin "umut", en tehlikeli eylemin ise "gerçeği ertelemek" olabileceğini hatırlatıyor. Ekranda beliren eksi bakiyeyi bir yenilgi olarak algılayıp ondan kaçmaya çalışmak, o sızıntının koca bir gemiyi yutacak bir girdaba dönüşmesine zemin hazırlayabiliyor.
Piyasada her yatırımcı zaman zaman yanılabilir; asıl marifet yanılmamak değil, yanıldığını anladığın o ilk saniyede faturayı kabullenip masadan en az zararla kalkabilme olgunluğunu gösterebilmektir.
Hissedar ile Her Şey Kontrolün Altında!
- Sosyal medyadaki fısıltılara veya teyitsiz söylentilere kapılmak yerine, şirketlerin resmi KAP bildirimlerini anında görüntüleyebilirsin.
- Ters giden bir pozisyonda, kendi risk algına uygun seviyelere fiyat alarmları kurup planına sadık kalabilirsin.
- IKON Araştırma bültenlerindeki makroekonomik değerlendirmelerle, piyasanın genel seyrini daha sağlıklı okuyabilirsin.